27 Mart 2016 Pazar

Tiyatrolar Günü Kutlu olsun! / Eski Türk Oyuncuları


Bilindiği gibi bugün Tiyatro Günü. Tiyatro artık halkın tabanı tarafından unutulmaya yüz tutmuş, entellerinse bir parça gösteriş için gittikleri bir faaliyet olarak kaldı. Eskiden sinemalarda gördüğümüz oyuncular genellikle aynı zamanda tiyatrocuydular. Tiyatro bir oyuncu için zorlu bir deneyim, çünkü sinemadaki gibi bir çok kez aynı sahneyi canlandırıp en iyisinin seçilmesi yerine aynı sahneyi yine defalarca canlandırıp her seferinde en iyiyi yakalama çabası var. Bu da oyunculuklarını her seferinde daha iyi toparlıyor. Bugün bir Türk filmine bir kez baktıktan sonra tekrar bakmıyorsak, oyunculukta kalite düşmüş, güldürü -birkaç başarılı yapım dışında- sadece cinsellik ve küfürlerle yapılır hale gelmişse, gözlerimiz hep filmin içinde bir Haluk Bilginer gibi eski devlerden var mı diye bakınır olmuşsa bunun sebebi artık oyuncuların tiyatro ile pişmemesidir. Ha o eski oyuncuların bir kısmı tek role hapsedilerek ya da şu an gülmek için baktığımız absürt filmlere katılarak bir parça harcandılar. O da apayrı mesele. Ama yine de gönlümüzde devleştiler. Şimdi o devlerin bir bir yıkıldığı bir çağdayız. Her sene birkaçının ölüm haberini aldık, bir çoğunun da artık yaşlandığını biliyoruz. Bu yazımda o devleri anacağım.

Kemal Sunal'ı herkes İnek Şaban olarak tanır. Ama toplumsal açıdan çok önemli mesajlar barındıran bir çok film çekmiştir. Hani güldürürken düşündürür derler ya tam da o kalemdendir Şaban'ımız. Komik konuşmaların, repliklerin, o salak tavırların arasında bazı sahnelerde ciddileşip öyle şeyler söyler ki yüreğinize oturur. Zübük'te başımıza gelen iktidarların arka yüzlerini ve içimizdeki zübüklüğü anlatmıştır örneğin ki bir karaktere ancak bu kadar iyi hayat verilirdi. Koltuk Belası, Deli Deli Küpeli filmlerinde de siyaseti, öyle iyi eleştirmiştir ki alttan alta oturup hala izlediğinizde hem güler, hem de hiçbir şeyin değişmediğinden dem vurursunuz. Kiracı filminde her daim ev sahibinin baskısı altında kalındığı, sürekli göçebe yaşanmak zorunda olduğu dünyanın en zor vaziyetlerinden birini çok iyi anlatmıştır. Gecekonduların yıkılıp insanların yerlerinden edildiği günlerin acı vaziyetlerini, kadının toplumdaki yerini, uyanık bakkalların kara borsa çalışmalarını, Türk insanının makam mevkiye yaptığı itibarı insana yapmayışını, cehaleti, yoksulluğu öyle naif şekillerde anlatır ki bugün bile onun yaptıklarının üstüne anlatım bulunmaz. Kendisi sinemaya atılırken eğitimsizken sonrasında üşenmemiş ölümünün hemen öncesinde doktora derecesine kadar yükselerek kendini kanıtlamıştır. Yine toplumsal içerikli bir film olan Propoganda'yı çektiği sıralar kaybettiğimiz sanatçımız hala kalbimizde yaradır.

Zeki Alasya ve Metin Akpınar da hem Türk Tiyatrosunun hem sinemanın önemli simalarındandır. Tıpkı Kemal Sunal gibi toplumsal konuları, içine güldürü katarak işlemişlerdir. Devekuşu kabareyi ancak youtubedan takip edebildim ama muazzamdı. Türkiye'nin bir döneme damgasını vurmuş siyasetçilerinin parodileri, kadın erkek ilişkilerinin ve toplumda kadının vaziyetinin anlatıldığı skeçler, İstanbul üzerinden bir ülkenin değişiminin anlatılması... Her biri ayrı önemli ayrı güzeldi. Özellikle askerin gölgesinin hala insanları korkuttuğu günlerde bunu yapmak büyük cesaretti. İkili bazılarında Kemal Sunal'ın da oynadığı bir çok sinema filmi de çekti. Hepsi memleketimizden insan manzaralarını mükemmel canlandırıyordu. Geçtiğimiz yıl Zeki Alasya'yı kaybettik, Bir dönem kavgalarının gündeme oturduğu Metin, yıllarca beraber filmler yaptığı dostunun arkasından öyle çökmüş öyle üzgün görünüyordu ki ikilinin aslında hiç ayrılmadığını Metin Akpınar'ın Zeki'sini hep yüreğinde yaşatacağını oradan hepimiz anladık.

Turist Ömer ile Türk komedisine önemli bir karakter kazandıran Sadri Alışık var bir de. İlk filminde küçük bir yan roldü Turist Ömer fakat basit bir karakter olmasına rağmen kafa yorup, kıyafet düşünüp, sonra role girerek, senaristten falan öte kendi doğaçlama çabasıyla öyle iyi sergiledi ki millet ana olayı unutup bu yeni simaya takıldı. Sonra tabii bir çok filmi de geldi. Aslında bugünün Cem Yılmaz filmlerini özellikle Turist Ömer'in yolundan gider buluyorum. Star Trek'in parodisi yapıp GORA'nın atası olan bir filmi Türk sinemasına kazandırdı. Kızıl derili yamyam kabilelerin arasına da düşmüşlüğü vardı. Ancak Sadri Alışık Turist Ömer'den ibaret kalmadı. Aynı zamanda yine muazzam bir çok kült yapımda da oynadı. Dramı da komedi kadar iyi verebildiğini bizlere gösterdi.



Bunlar yanında Şener Şen ve Kemal Sunal filmlerinden tanıdığımız babası Ali Şen'i, yine güldürünün önemli figürlerinden Nejat Uygur'u, girdiği her rolün altından kalkıp film, dizi, tiyatro nereyi şereflendirse oyunculuğuyla ona anlam katan Haluk Bilginer'i, en son Avrupa Yakası ile gördüğümüz 2009'da kaybettiğimiz Gazanfer Özcan'ı, son meddahımız Erol Günaydın'ı, Varsayalım İsmail ile bir dönem kendini tanıtmış yine bir çok tiyatro ve filmde gördüğümüz Ferhan Şensoy'u ve kadın oyuncularımız Filiz Akın'ı, Türkan Şoray'ı, Fatma Girik'i, Nevra Serezli'yi, hepimizin anne figürü tonton teyzemiz Adile Naşit'i hiç unutmayacağız. Onlar gibisini de bulamayacağız. Tiyarolar günü, kalbimizde yitip gitmiş devlerin burukluğuyla kutlu olsun.

6 yorum:

  1. Artık gülmeyi unuttuk sanırım. Bir zamanlar gülerken düşünürdük de.Söz ettiğiniz o çok değerli oyuncular oyunculuklarıyla insanın hayata bakış açısını değiştirebilirlerdi.Bu listeye Müjdat Gezen de eklenebilir Ekranlarda yeni komedi programlarının reklamları yayınlanıyor. Ben yadırgadım doğrusu.
    Tiyatro sahnelerinde de belki dramlar daha çok prim yapacak. Ne yazık, hayatın gülümseyen yüzünü unutuyoruz.
    Giderek azalan tiyatro sanatcılarımızn da Günleri kutlu olsun.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Listeye eklenecek çok kişi daha var tabii. Bir bir göçtükten sonra Türk sineması çok öksüz kalacak maalesef. Yenilerden oyunculuğunu beğendiğim çok az kişi var.

      Sil
  2. Merhabalar.
    Emin olun tiyatroyu, sinemayı unuttuk! İşte böyle sizin gibi duyarlı blogcuların sayfalarında paylaşılınca haberimiz oluyor. Emeğinize ve yüreğinize sağlık ve mutluluklar dilerim. Bakın, Makbule Abalı hanımefendi de "Gülmeyi unuttuk sanırım" diyor. Evet, gülmeyi unuttuk maalesef.
    Selam ve dualarımla.

    YanıtlayınSil
  3. Yazınızın her bir cümlesine katılıyorum. Eskiden "sanatçılar" yetiştirebilmişiz, ama şimdi karşımıza çok nadir çıkıyor. Yavaş yavaş kaybediyoruz onları da, ne kadar acı.

    Mizah eskiden çok daha anlamlıydı, kara mizahtı çünkü. Günümüzde genelde bel altı esprilerinden öteye gidemiyor. Umarım böyle devam etmez..

    YanıtlayınSil
  4. Lord güzel bir yazı olmuş. Eline sağlık. şu saçma sapan Fi-Çi-Pi'yi okumamdan bana kalan en önemli fikir şu oldu: İnsanı sadece sanat tam da yüreğinden yakalayabilir.
    ''Kısa yoldan bir şey olma'' hastalığı her alanda hakim anlayış artık. Koskoca Prof.Dr. Gazi Yaşargil Türkiye'de isim yapmış bir beyin cerrahı olarak İsviçre'ye gittiğinde yalnış hatıtlamıyorsam 7 yıl boyunca sadece ekartör çektiğini (cerraha çıraklık yapmak , çoğunlukla hemşire de yapabilir) yazmıştı. Şimdi doktorlar doğru dürüst tek vaka yapmadan kendini usta sayıyor. Bu sadece bir örnek. Her sahada bu anlayış hakim. Bizi ''ortadoğu'' yapan da bu ..

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Çok haklısınız. Herkes bir gün ünlü olacak mottosunun youtube sağolsun gerçek oluverdiği bir dünyada yaşıyor olmamız bunu sanatta da çok fazla hissettiriyor.

      Sil