25 Mayıs 2015 Pazartesi

Oblomov / Asosyallik Sebepleri ve Sanal Dostluklar

Videodaki arkadaş Dost Kayaoğlu. Kendisi belki bilenler vardır oyun videoları çeken kendi çapında ünlü bir youtuber. Bugün burada kendisinin 3:39 dakikadan başlayarak anlattıkları üzerine konuşacağım. Ara sıra pek çoğunun adeti olduğu üzere kanalla ilgili planları ve kişisel konuları hakkında vloglar çekiyor. Sanal alem hakkında daha önce konuşmuştum. O yazıda internetin tüm o cyberbully dediğimiz kendi eğlenceleri için birilerini rezil eden tiplerinden bahsetmiştim. Onlara ve daha kötüsü dolandırıcılara, sapıklara belki katillere ev sahipliği yapmasına rağmen dış dünyadan o kadar da farklı değil. Bizi milyonlara rezil edebiliyorlar diyebilirsiniz. Ama düşünsenize mehehe diye güldükten sonra hangisi sizi gerçekten umursayacak? Bir süre sonra gördüklerinde tanımayacaklar bile artık eskimiş olacak sizi rezil eden haber. Tıpkı daha küçük bir çevreye rezil olduğunuzda olacağı gibi. Bırakalım bunları da sanal ortamın olanaklarına bakalım. İnsanlar burada yepyeni bir çevre kazanabiliyorlar. Gerçek yaşamda hissettikleri yaşanabilecek pek çok olayı yaşayabiliyorlar. İnternetin güzel yanı burada kendi çevrenizi seçmenize ve en azından başta onlarla güvenilir bir mesafede olabilmenize olanak tanıması. Dost Kayaoğlu'nun anlattıkları arasında dikkatimi çeken ilk kısım bu oldu. Kendi çapında sosyal olmasının dışında dışarıdaki insanların bakışıyla sosyal olamamasının sebeplerini anlatıyor. Sebeplerden biri konuşulan konular. Sıradan insanların sıkılmadan saatlerce konuşabilecekleri konuları vardır. Belirli bir samimiyet yoksa arabalardan, futboldan -kızsa makyaj kataloglarından, şarkıcılardan- samimiyet geliştikçe de iş yaşamındaki zorluklardan, Türkiye'deki cinayetlerin %90'ının sebebi haline gelmiş kız-erkek meselelerinden ki hele erkekse ve bir şeylerin uyanmaya başladığı dönemde sap geziyorsa zihninin düştüğü o arzular selinden uzun uzun konuşurlar. Arkadaşın çevresinde de bunlardan bolca olduğu ve sıkılıp uzaklaştığını söylüyor. Asosyal insanların kendilerini dışarıda bırakmalarının sebepleri arasında en önemlilerden biri zaten budur. Diğerleriyle aynı yöne baksalar bile gördükleri başka bir şeydir ve onların aksine buna katlanamazlar.




Bu anlamda Oblomov'dan örnek vermeliyim. Oblomov dünyadan umarsız müthiş bir tembellikle uzanıp yatarken dış dünyadan insanlar evine gelip giderler. Her biri normallerin farklı bir türünü göstermektedir. Volkov partilerin adamıdır. Hiçbirini kaçırmamak ortamların hepsinde bulunmak adına bir günde on yer dolaşması sürekli maskelerle o ortamlara uyum sağlaması Oblomov'un anlam veremediği bir durumdur. İkinci gelen Sudbinskiy işkoliğin biridir. Kendini sabahtan akşama tamamen işe vermiştir. Tek konuştuğu kariyer, iş yaşamıyla ilgili dedikodulardır. Ben iş yaşamına çok atılmadım ama bunun okuldaki versiyonunu biliyorum. Hayatı dersler olmuş insanlar. Sınıfındakilerle yarışan, okul her türlü bittiği halde en iyi olmak için çabalayan bütün öğretmenlerin peşinde yalakavari bir şekilde dolaşan tiplerden bahsediyorum. Bunların ortamlarında şu sınav bu sınav derken en az bir saati rahatlıkla devirebilirsiniz. Oblomov böyle kişileri kendileri için yaşamamakla suçlar. Yaptıklarının hiçbir anlamı yoktur. Yükselmek ve daha iyi olmak için verdikleri çaba kişinin hayatını sorup emeklilikte içi boş insanlara dönüştürdüğüne falan giriyor. Haklı da. Para elbet önemli, prestij ve saygınlık kazanmak da insanın ara sıra gönlünü hoş etmesi gereken kibri için gerekli ancak hayatının merkezine almak anlamsız. Diğer taraftan aktivist realist yazarları da eleştiriyor. 

"Hırsızı ahlaksızı kibirli aptalı anlatın ama insanı unutmayın. İnsanlık nerede? Siz kafanıza göre yazmak istiyorsunuz! Siz düşünmek için kalbe gerek yok mu sanıyorsunuz? Hayır onu besleyen sevgidir. Düşen adama onu kaldırmak için elinizi uzatın ya da onun için ağlayın, düşmüş mahvolmuşsa alay etmeyin. Kendinizi onun yerine koyun. Ona yapılanı kendinize yapılıyormuş gibi düşünün ve onu sevin. O zaman yazdıklarınızı okur önünüzde eğilirim."

Oblomov'un çevresi böyleyken onun neden insanlardan uzak kaldığını anlamak biraz empatiyle güç değil. Çünkü bunlar anlamsız. Bir insan sadece bunları düşünerek yaşamamalı. Maskelerle, tek yönlü hiçbir şey katmadan gelişmeden değişmeden yaşayıp ölen yüzlerce insanın yanında bazıları bunların anlamsızlığını görüyor. Ha görüp ne yapıyor anlamsız bulduğu bu şeylerin yerine kendisi için anlamlı başka şeyler yerleştiriyor. Videoya geri dönelim. Dost Kayaoğlu için bu sanal alem, oyunlar, kitaplar ve animeler. Son üçü bu dünyadan kopabilmek için gerekli. Kitaplarda, animelerde bambaşka hayatlar izliyorsunuz, olayın içine giriyorsunuz. Arkadaşımız burada bir animede ölen kedi için üzülmesini örnek veriyor. Diğerlerinin fazla anlayamayacağı şeyler bunlar zira belki de hiç buradan kopup başka bir alemin içinde olmak ihtiyacı duymadı. Ortaçağda yolculuklardaki onca tehlikeye rağmen yollara düşüp gezen insanlar da bunun derdindeydi. Yaşamındaki sıkıcılıktan kopabilmek. Onlar için o dönemin zanaatkarlıkları, esnaflığı, tarla işleri ya da dünyanın değişmez mevzusu politika gibi konular anlamsızdı boğuluyorlardı ki kendilerini yollara attılar. Colomb'u Macellan'ı bilinmez ve korkutucu denizlere sürükleyen de bir parça bu arayıştı belki de. 

Sanal ortama gelince. İnsanlar toplanma yerlerine ihtiyaç duyarlar. Artık yok olmuş olsa da köylü kadınların dere kenarlarında çamaşır yıkamaları örneğin bunu sağlar. Erkeklerin kahve toplantıları da sağlıyor ama artık o da konuşma ortamı olmaktan uzaklaştı bir yerde. İnsanlar bu tip ortamlarda birbirleriyle etkileşime geçmemeyi yeğliyor artık. Ama bu bir ihtiyaç ve insanların elinden bunu giderme yollarını alırsanız birileri de yenisini üretir. Ve karşınızda internet! İnternet de modernizmin toplantı yeridir. Hem de öyle bir yerdir ki burada her çeşit insan ve hepsinin ayrı ayrı takıldığı yerler vardır. Tek yapmanız gereken parmaklarınızı kullanarak o hayatlara uzanmak ve bağlanmaktır. Üstelik belli bir sohbetten sonra buluşmalar gerçekleştirebilir yavaş yavaş daha derinden tanıyabilirsiniz. Tehlike mi? İnsan her yerde tehlikelidir. Sokakta yeni tanıştığınız birinin katil çıkması ne kadar olasıysa o kadar olası sanal alemde de. Hali tavrı yüzü belli eder dersiniz ama siz polis falan değilseniz vücut hareketlerini anlamlandırmak için senelerinizi vermediyseniz bu zaten zor. Kaldı ki kamera açmasını istemek ya da arayıp sesini duymak da zor şeyler değil yeni dünyada. Kendini başkası gibi tanıtmak derseniz biraz yeşilçam bakın da fakirken kendini villalarda zengin gibi gösterebilen insanları izleyin derim. Tehlike var ama daha korkunç değil. En azından onunla anlamlandırabilecek kadar iç içe olduğunuzda değil. Ayrıca bir insanın birine uzun süre rol yapabileceğine de inanmıyorum. Şıpsevdi olup internetten tanıştığına birkaç ayda aşık olarak peşine düşen vakalardan değilseniz biraz zaman verip sağlıklı bir ilişki de başlatabilirsiniz buradan. 

Videodaki arkadaş da interneti kendisi gibi oyunlara, kitaplara, animelere meraklı bu konularda anlatsa içini dökse garipsemeyecek hatta ilgiyle dinleyecek insanları sanal dünya sayesinde bulabilmiş. Orada kendine boş zamanlarını dolduran bir iş yaratmış. Ama bu bazı açıdan diğerlerinden daha da kopmasına neden olmuş. Dışarı çıkıp oturduğunda ve onların sohbetlerinden ziyade zihnini dolduran şey koyacağı videolarla ilgili meselelerken onların yukarıda saydığım konuları arkadaşı çekmemiş. İş bu noktada kısır döngüye giriyor. Sanal ortamın tehlikesi burada. Ona yöneldikçe sizi kendine bağlıyor. Kıskanç bir sevgili gibi diğer her şeyden de uzaklaştırıyor. Bu arkadaşın çevresinde konuşsa sevebileceği ya da ilgi alanını açsa ben de severim diyebilecek insanlar olsa bile onları görmüyor. Sormayı bile denemiyor, es kaza biri konu açıp onu şaşırtmazsa da yapmayacak. Çünkü buna o kadar da ihtiyaç duymuyor. O arkadaş için bu sağlıklı. Sonuçta kendine bulduğu çevre konuşabildiği buluşabildiği insanlar. Ama diğer taraftan hepsine uzaksanız ve onların gerçek yaşamlarına dokunmuyorsanız biraz sıkıntılı olabiliyor. Kurduğunuz ilişkiye sizin verdiğiniz önemi karşısı her zaman vermiyor ve bir şekilde onlarla paylaştığınız ortamdan koparsanız söz gelimi, Dost Kayaoğlu video çekmeyi bırakırsa, o kişilerden de kopma durumunuz gerçekleşiyor. Ama hey bu da gerçek hayatta mümkün. Okul arkadaşlıkları bir üst okula ya da çalışma hayatına geçildiğinde yavaş yavaş kopmuyor mu? Onların büyük bir bölümüyle ilişkiniz kesiliyor ve yeni baştan başlamanız gerekiyor. İki tarafta da ilişkileri sürdürmek hemen hemen aynı derecede olanaklı denebilir. 

Her şeye rağmen para gerektiği için, çalışmanız gerektiği için gerçek dünyada belli bir ilişki kurmak gerekli. Sonuçta o ortamlarda hayatınızın yarısı geçiyor. O anlarınızı mutsuz ve sıkılarak geçirmek kötü bir durum. Bu yüzden kendini kaptırmamak lazım. Yoksa yaptığınız diğer her iş mutsuzluk verir. Tanıştığınız kişiler sizin kadar sanal ortam hakkında düşüncelerinizi paylaşmıyorsa da büyük beklentilere girdiğinizde duvara toslayabilir saçma yaşantılara, bunalımlara yeni yalnızlıklara sürüklenebilirsiniz. Dahası bu bağımlılık doğadan nefes almaktan yeni şeyler keşfetmekten koparmamalı insanı. Bunları da unutmayalım.

4 yorum:

  1. oblomov okumayı çok istediğim bir türlü okuyamadıklarımdan... hatırlatmaya teşekkürler.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Linkten ondan bahsettiğim diğer yazıya gidebilirsin. İlk yazılarımdan olduğu için okunmaması muhtemel.

      Sil
  2. Çok güzel bir yazı olmuş öncelikle, Oblomov'u da not ettim.
    Kendime şu an için asosyal diyebileceğimi sanmıyorum, ancak kendi çevremde tıpkı bahsedildiği gibi ilgi alanımla uyuşan bir kişi bulamadığımdan mı bulamayacağıma inandırdığımdan mı bilemiyorum sanal ortamda benimle uyuşan kişiler aradığım bir dönem oldu. Kendime asosyal diyebilirim o dönem için. Ancak sanal ortamdan çok yakın bir arkadaş edindim ve kendisiyle şu an aynı okula gidiyoruz, arkadaşlığımızı bu denli ilerlettirebildik. Yine de hayatın sosyal medyaya bağlı olması beraberinde asosyalliği getirince hayatın zevklerine kendinizi kapatmaya başlamak çok kötü.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Sanaldan gerçeğe taşınabilen bir dostluk bulabildiğin için şanslısın. Benim de bir iki gerçekte de görüştüklerim var. Ara sıra şehir değiştirip görüşebildiklerim oldu. Sık buluşamasam da güzel oluyor. Ben bir şeyleri yalnız yapınca çok fazla tat alamayan bir insanım. O yüzden o tadı alabilmem için böyle kişiler olmalı ki kolumdan tutup beni dışarı çıkarsınlar.

      Oblomov'a gelince fazla doz alınca kitaptaki buram buram tembellik sizin ruhunuza da giriyor onu söyleyeyim. Ama iyi bir kara mizahtır. Alıklar birliğini de öneririm onunla birlikte. Blogda incelemiştim.

      Sil