23 Nisan 2015 Perşembe

Masallardan, Fantastiklere Beraber Büyüdüğüm Kitaplar

Bazı çocuklar annesinden uyku öncesi masal dinleyerek büyümüştür. Benim uyku öncesi anlatıcım dedemdi ve o da masal değil dini kıssalar anlatmayı severdi. Peygamberlerin, evliyaların kıssalarını anlatırdı. Onu da her zaman yapamazdı nazım anca hasta ve uykusuz gecelerimde geçerdi. Diğer masalları okumayı öğrenmemin ardından tattım. Grimm masallarına fena halde sarmıştım bir dönem. Pamuk Prenses, Kül Kedisi, Sindrella, Hansel ve Gratel... Tabii büyükler için olan karanlık versiyonlarını değil, çocuksu hepimizin bildiği sansürlü şekilleriyle okumuştum. Artık ortaya çıktığı üzere bu masallar başta büyükler için yazılmıştı ve fantastik öykü kitabı olarak planlanmıştı. Masalsı evren göründüğünden daha karanlıktı, hatta iyi bildiğimiz karakterler bile masum değildi. Craig Russell bunu konu alıp Kanlı Masallar diye gerilim kitabı yazmıştı ben ilk o kitaptan duydum sonrasında bir çok yerde daha gördüm. Bu masalların hikayeleri önce Disney tarafından sahiplenildi, şimdiyse değiştirilmiş ve uyarlanmış olarak filmleri yapılıyor. Fables diye çizgi romanı ve o çizgi romanın The Wolf Among Us diye Grimm karakterleriyle bir polisiye oyunu çıkmıştı. Once Upon A Time ve Grimm dizilerine konu oldular. Hatta geçenlerde Cinder ve Scarlet diye masalları bir bilim kurgu evrenine dönüştüren kitaplar gördüm ki o zaman daha çok kişinin kardeşlerden ekmek kazanacağını iyice bir anlamış oldum. Aynı şekilde binbir gece masallarının da sade versiyonunu okumuştum. Sonra ciltli haliyle kütüphaneden bulmuştum da gerçekten de Şehrazat'ın o hikayelerle nasıl kendine aşık ettiğini anladım. Bazı hikayeler fazlasıyla erotik göndermelerle doluydu. Hint ve İslam mitlerine dayanan bu fantastik dünyanın da ayrı büyüleyici havası vardı. Elbette hem yerli hem yabancı bir çok versiyonu yapıldı. Ara sıra yapılmaya da devam ediyor. Japonlar Magi adlı animede sadece ismen de olsa kullanmışlar binbir gece evrenini. En son Golem ve Cin kitabının Cin'inin lamba cini olduğunu gördüğümde yüzüme bir gülümseme almıştı. Bir de Rüştü Asyalı'nın o mükemmel oyunculuğuyla can verdiği filmleriyle tanınan Keloğlan Masalları vardı. Onların da bende yeri ayrıdır. Bu cin fikirli çocuk insanı yaratıcı olmaya fena halde teşvik ediyor. Dede korkut masallarını da unutmayalım. Milliyetçi damarım oradan geliyor.


Masalları tüketirken bir taraftan da daha uzun kitaplara dal atmaya başladım. Çocuk klasiklerine sardım. O zamanlar çocukların daha değerli olduğu zamanlardı. Gelişimlerine önem verilirdi. Zaten yetmişlerin çocukları benim neslimden benimki de sonrakilerden daha şanslı bir çok anlamda. İmkanlar artıyor ama geri plana itiliyor çocukluk. Daha sonra yerleri kadın programlarıyla doldurulan çizgi film kuşakları onlar içindi, binbir türlü oyun oyuncak onlar içindi. Gazeteler de kültürlensinler diye çocuk klasiklerini promosyon olarak veriyordu. Heidi, Kibritçi Kız, Pal Sokağı Çocukları, Oliver Twist ile üzüldüm dünyanın acı taraflarını öğrendim. Huckleberry Finn ve Tom Sawyer ile yaramaz cin fikirlerle eğlenceli çocukluklara tanıklık ettim. Hatta onlardan etkilenip hayata geçirdiğim bir sürü yaramazlık oldu. O zamanlar çok meraklıydım her şeyi denemek isterdim. İnsanları tatlılığımla kandırır onlarla da oynardım. Kinayeli hazır cevaplığımla laf soksam da pek çoğuna çocukluk avantajıyla sinirlenilmeden sıyrılırdım aradan. Dedemin saatlerini nasıl çalışıyor diye parçaladığım zamanlar dışında pek bir azar da işitmedim. Her neyse, derken Jules Verne'nin hikayeleriyle tanıştım. Bazılarının kitapları dönüştürülüp yeni kitaplara ilham olur ya Jules Verne bunu aşmıştı. Adam geleceği yazmıştı resmen. Bir çok bilimsel icada dönüştürüldü eserleri.  Balonla Beş Hafta ve 80 Günde Devri Alem kitapları en sevdiklerimdi. Mim yazımda bahsettiğim gibi dünyayı tanımak çok istediklerim arasında ikinci sıradadır yazarlıktan sonra. Aya Yolculuk, Denizler Altında 20000 Fersah, Dünyanın Merkezine Yolculuk, Deniz Yılanı gibi bir çok kitabı da bayıla bayıla okuduklarımdan. Hatta etkilenip kolları sıvamış ben de kısa kısa bilimkurgu hikayeleri yazmıştım o dönem. İyi hatırlıyorum kırmızı bir tükenmez kalem bulup onla yazmıştım ve o dönem o kadar sarmıştım ki bu işe hala hatırası bir nasır oluşmuştur parmaklarımda.

Artık gazetelerden de kitap bulamadığım zamanlarda sonunda bizimkileri kitapçılara götürmeye ikna edebilmiştim. O raflarda yine pek çok yazarla tanıştım. Gülten Dayıoğlu örneğin. Allahım hem bu kadar yaratıcı, hem bu kadar saf ve iyilik dolu sıcacık hikayelerdi onlar. Çocuklarınıza kesinlikle okutmalısınız. Işın Çağı Çocukları, Suna'nın Serçeleri, Kaf Dağı'nın Ardına Yolculuk, Parpat Dağının Esrarı, Ölümsüz Ece ve daha bir çoğunu yalayıp yutmuştum. Yazar onunla büyüyen çocukları unutmadı Yada'nın Gizil Gücü, Alacakaranlık Kuşları, Mo'nun Gizemi Serisi gibi kitapları onlar için kaleme aldı. Tanışmadıysanız tanımadan ölmemeniz gerek bence. Çok şey katan kitapları var. Sonra biraz büyüdükçe polisiyelere sardım. Agatha Christie kitaplarından geniş bir koleksiyon yapmıştım kendime. Katiller Üzerine yazımda da bahsettiğim gibi oturup notlar alıp deli gibi düşünerek çözmeye çalışırdım cinayeti ve Pouirot olayları açıklayana kadar da büyük kısmını çözmüş olurdum. Zeka geliştiren kitaplardı doğrusu. Başta zorlansam da sonradan bilmeceler kolaylaştı benim için ve yavaş yavaş bıraktım. Peyami Safa'nın Dokuzuncu Hariciye Koğuşu, Fatih-i Harbiye gibi kitaplarından farklı bir yüzünü tanıdığım Cingöz Recai Serisi vardı mesela. Paraya kıyıp tüm serisini almıştım onun. Ben Arsen Lüpen'i okuma fırsatı hiç bulamamışken bizdeki mükemmel uyarlamasını bayıla bayıla okudum. O kadar neşeli eğlenceli bir karakterdi ki gerçekten tüm yaşamları öyle olsa hırsızlığı düşünebilirdim. Tabii sadece hak edenlerden çalan türden. 

Bir de Harry Potter var tabii... J.K. Rowling'in mükemmel serisini büyümeme eşlik eden kitapların arasına almasam olmazdı zaten. Kitapları da buna göre oluşturulmuştur. İlk kitabı fazlasıyla masalsıdır ki çocuk kitabı denme sebebi yüksek olasılıkla o. Fakat kitaplar bizimle birlikte büyüdü, derinleşti ve ciddileşti. Benim neslimden kitaplarla erken tanışamamış olanlara okumayı sevdirdi. Sonradan bu görevi Alacakaranlık Serisi -hayır bu seriyi kimseye önermem ama bir güruhun okumanın zevkini ilk o seriyle tattığı da bir gerçek- ve bugün de George Martin'in Buz ve Ateşin Şarkısı serisi devralmış görünüyor. Benden öncekilerde de Tolkien tutkusu vardı. Fantastik kitapların en büyük özelliği de budur zaten. Bir ucu çocuksu masallardadır diğer ucu gerçek dünyanın aşklarında, savaşlarında, entrikalarında. Hem içinizdeki çocuğa hem büyüğe seslenir tıpkı yıllar yıllar önce Grimm kardeşlerin yapmak istediği gibi. Bu da onları her zaman okunan ve okumayı sevdiren kitaplar yapar.  Zaten klasikleri dayayıp sıkılmalarını sağlayacağına bir fantastik kitabı eline tutuşturmak daha mantıklıdır. Harry Potter'dan çok önce okuduğum masallarla başlamıştı fantastik dünyalara tutkum ama bu seriyle birlikte Tolkien, Salvatore, Elaine Cunnigham, Weis & Hickman ikilisi, Robert Jordan, Barış Müstecaplıoğlu  gibi çok şey kazandığım yazarları da tanıma olanağı kazandırdı ki bazıları fikir olup yazılarıma konu oldular. 

İşte dünyamı zenginleştiren beraber büyüdüğüm kitapları böylece özetleyebilirim. Her birinin yeri bende gerçek anlamda çok ayrı. Duaların kabul olduğu bu kandil gününde en büyük duam daha nice çocukların da savaşların ve parasızlığın gölgesinde değil okuyarak, izleyerek masumiyetini hiç kaybetmeden mutlu bir çocukluk geçirmeleri. Kendi çocuklarımızı iyi yetiştirdiğimiz kadar yetimi öksüzü kollamak da bizim boynumuzun borcu. Bu anlamda Dilek arkadaşımı da yaptığı duyarlı çalışmalardan dolayı kutluyorum.

Not: Pinnuccia'nın bugün başlayan etkinliği için buraya ve kitapkurduyumben blogunun hediye çocuk kitabı etkinliği için şuraya bakabilirsiniz.

22 yorum:

  1. Zaman ilerledikçe teknoloji insanların ele geçiriyor, senin dediğin gibi bir önceki nesiller gerçekten çok şanslı. Şimdi büyüyen çocuklar hep teknolojinin esiri. Kendimi de istisna saymıyorum ama küçükken çizgi film izleyip, kitap okumama maddi olarak beni kırmayan bir ailem olduğu için biraz da olsa şanslı sayılırım. Şimdilerde televizyonlarda saçma sapan kadın programlarından geçilmiyor, 3. sınıfa giderken elinde telefonla dolaşan çocuklar var.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Benim çocukluğumda 18 yaş altına telefon bile verilmezdi de babalarımızın üstüne alırdık hatları. Nereden nereye. Ama biraz da suç ailelerde. Çocuğu başlarından savmak için teknoloji ile oyalamaya çalışıyorlar. Bağımlılıklarını onlar başlatıp sonra neden böyle oldu bu çocuk diye şaşırıyorlar.

      Sil
  2. Merhabalar.

    Masallarla ve kitaplarla büyüdüğünüz için şanslısınız. Bizler masallarla ve kitaplar büyüyemedik ama, torunlarımızın masallarla ve kitaplarla büyümeleri için gayret ediyoruz. İnşAllah başarılı oluruz. Bu vesile ile milletimizin ve tüm çocuklarımızın 23 Nisan Bayramlarını kutlarım.

    Selam ve dualarımla birlikte Regaip Kandili'nizi kutlar; tüm insanlığın hayrına vesile olmasını Cenab-ı Hakk'tan niyaz ederim.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kitap okuma konusu cidden elzem bir konu. Önem verilmeli, çocuklar o tattan mahrum kalarak büyümemeli. Dualarınız için ayrıca teşekkürler.

      Sil
  3. annem bana küçükken rapunzel i anlatırdı hep :) yada ben o masalı anlattırırdım sürekli :D
    gülten dayıoğlu ve jules verne okumayı öğrendiğimden beri en sevdiğim yazarlar :) dayıoğlu'nun kısa hikayelerinin olduğu bir seri vardı sınıf kitaplığında.. verne birçokların hayalgücüne seviye atlatan bir yazar :) bir de nasreddin hoca fıkraları vardı ki espritüelliğimi ondan almışım :D
    ne yazık ki gelecek umut vaad etmiyor ama bunu değiştirmek bizim elimizde.. geleceğin tohumlarını bizler yetiştireceğiz :) eğer biz doğru olursak bizden sonrası da doğru olur..
    regaip kandiliniz mübarek, çocuk bayramınız kutlu olsun..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok haklısınız teşekkürler

      Sil
  4. ben de dedemden masallar dinleyerek büyümüş biriyim hatta dediğiniz gibi dini kısa hikayeler ve mitlerdi, Allah rahmet etsin , çok ağır hasta olduğu dönemlerde Barnabas İncilini okumuş ve bana anlattığı mitlerden biriyle karşılaşmıştım , henüz konuşabildiği bir dönemindeydi fakat çabuk yoruluyordu , buna rağmen 45 dakika kadar hem hikayeyi anlattı hem de yabancı bir kitaptı o çok yıllar olmuştu okuduğumda demiş beni şaşırtmıştı , ölene kadar her gün gazetesinin okur hatta her bulduğu yazılı materyale balıklama atlardı , şimdi onu kaybettikten sonra daha da farkına vardığımsa kıymetini bilemediğim . ben de yeğenlere falan dedemden duyduğum hikaye ve mitleri anlatmaya çalışıyorum fırsat buldukça fakat çocuklar hemen pcye kaçıyorlar Belki de dedemin yeteneği ben de olmadığından, o mitleri gereği gibi anlatamadığımdandır , lakin bir gün gelecek onlar da anacaklar beni böyle antika biri vardı ailede diye. Neyse uzattım ama kitap okumak çok farklı bir uğraş , okumanın kıymetini bilememiş bir memlekette millete bunu anlatmaya çalışmak bile bazen başlı başına büyük iş. Ne yazık ki evlilik programları ya da diziler daha revaçta. .Oğlumsa hem pcyi hem de kitap okumayı aynı oranda seviyor , 3günde bir kitap bitirmemi bile azımsayıp daha çok okumamı salık veriyor, bu küçük okur için gerçekten şanslıyım sanırım.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Dedeler o yaşanmışlıkları, tecrübeleriyle gerçekten çok şey öğrenilebilen kişiler. Hele bir de iş güç derken çocuklarına yöneltemedikleri ilgiyi ikinci bir şans görüp torunlarına yöneltmeleri yok mu? Yeğenlerinize gelince zaman verin onlara kendileri gelip soracaklardır zaten. Onlarla irtibat kurmanızda köprü olarak oğlunuzu da kullanabilirsiniz dillerinden anlar.

      Sil
    2. ne yazık ki oğlum onlarla iletişim konusunda eksik bir miktar , aralarında yaş farkı az olmasına rağmen çoğu zaman oğlum daha büyük gibi davranmayı tercih ediyor, ya da onlara oranla daha az çocuk , aslında bu asosyalliği biraz benden de kaynaklanıyor olabilir , ben de çok sosyal biri değilim , yine de zaman en iyi çözüm bence de ...

      Sil
    3. Oğlunuz da biraz ben gibi sanırım. Anlıyorum. Dediğim gibi zamana bırakmak en doğrusu.

      Sil
  5. Masalları, özellikle bir büyükten dinleyerek hayata hazırlanan çocuklar gerçekten şanslılar. Olayları analiz- sentez yetenekleri gelişiyor, çok yönlü değerlendiriyorlar.Önceleri kitaplara gömülseler de sonraları kitaplar sosyalleşmeye de büyük katkı sağlıyor.
    Tom Sawyer, Heidi, Kibritçi kız unutulamayan klasikler. Gülten Dayıoğlu çocuklarda unutulmaz izler bırakmıştır.
    Harry Potter gibi kitaplara ben pek ısınamadım. Hayal dünyasına büyük katkı sağlamakla birlikte çocukları gerçeklerden
    uzaklaştırdığına inanıyorum.Ama çocukların hayallerinden ne çok para kazandı yatırımcılar.Talep var demek ki.
    Dilerim çocukların iyi niyeti tüm dünyaya yayılsın.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İyi dileklerinize katılıyorum ama hassas olduğum bir noktaya parmak basmışsınız o yüzden cevap hakkı doğuyor bana. Fantastik edebiyat hakkındaki bu gerçeklerden uzaklaştırma iddiasına katılmıyorum. Bir masalı ele alın orada periler, büyüler, prens ve prensesler, sırlı diyarlar vardır. Ama aşk buradakinin aynısıdır, dostluklar aynısıdır, ihanet ve entrikalar da dünyada karşılaşabileceğin şeylerdir. Sadece bazı şeyleri ifade edebilmek için farklı bir yol seçmiştir. Mitlerle, masalsı ögelerle süslemiştir. Fantastik edebiyat da aynısı ki fantastik edebiyat için postmodern masallar da denmiştir. Hatta orada daha gerçekçi çünkü fantastik edebiyattaki karakterler acı çekiyorlar, kaybedebiliyorlar, her şey mükemmel ilerlemiyor. Oradaki büyü ya da her neyse onu aldığınızda gördüğünüz yine bu dünya oluyor. Gerçeklerden uzaklaştırmıyorlar tam tersine ona bazı dersleri öğretiyorlar. Ha aralarında bunu çok çok iyi yapanlar var başaramayan balon kitaplar da var. Ama kötü kitapların olduğu tek tür fantastik değil. Bu mantıkla çizgi film kuşaklarına da yasak getirilmişti. Ben hem fantastik okudum hem de çizgi film kuşaklarının düzenli izleyicisiydim. Gerçekle hayali birbirinden ayırmakta gayet iyiyim.

      Endişeleriniz yersiz. Ön yargılı bakmadan önce irdeleyerek tekrar bakmanızı öneririm.

      Sil
    2. Özellikle son cümleniz düşündürdü beni. Hayatım boyunca ön yargılı olmamaya çalıştım. Sadece gözlemlerimi aktardım, kişisel fikrimi dile getirdim. Masalların çocukların ruh dünyasına katkısını kim inkar edebilir?
      Teknolojinin hızına bizler ayak uyduramıyoruz. Ancak bir pedagog olarak gerçek dünyada yıllardır gözlediğim çocuk davranışları var. Çok bilinçli olmayan anne-babalar fantastik filmlere çocuklarını yaş gözetmeksizin götürdüler.
      Elbette gençlerden de öğreneceğimiz çok şey var. Amaç iyiyi, güzeli, doğruyu bulmak... "Önerinize uyacağım..."

      Sil
    3. Önerimi karşı çıkmadan dinlediğiniz için teşekkürler.

      Sil
  6. bana da hep annem masal anlatırdı, küçüklüğünde öğrendiği masallardı bunlar hep. çok severdim onu dinlemeyi,
    şimdi ben de kızıma hayal dünyasını zenginleştirecek kitapları her gece okumaya çalışıyorum..:)

    YanıtlaSil
  7. Ben oğluşlarınkine de bayılıyorum. Hele bir Gölgelerin Efendisi serisi var:-) Macera, fantastik ve harika. Büyük kitaplarından sıkıldıkça hemen onlara dalıyorum :-)

    Weis ve Hickman'ın yazdıkları bütün serileri çok sevdim:-) Robin Hobb'un Farseer serisi de arada biraz yavaş ilerlemekle birlikte çok güzeldi.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hem mizahi hem baya aksiyonlu oluyor kitaplar. Karakterler de çok yaratıcı. Raistlin ayrı efsane, Fizban ya da ölüm kapısındaki şekliyle Zifnab ve Tasselof ise komedi tam. Şimdilerde Ejdergemilerine sardım ikiliden.

      Sil
  8. baksana yaa en güzel yazın buydu he :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çocukluğu anmak her zaman güzeldir.

      Sil
  9. Anılarınızı bizimle paylaştığınız için teşekkür ederim. Sayenizde, çocukluğuma bir anlığına geri döndüm diyebilirim. O zamanlardaki ruh hâlim ve geçirdiğim günler gözümde canlandı :)

    (Bu sefer onay beklemesek bari) :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yok burada onay. Google hesabının olayını bilmiyorum tam bu işlerde yeniyim. Bunu başarabildiysem ne mutlu bana.

      Sil