yukio mişima etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
yukio mişima etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

24 Nisan 2015 Cuma

Bahar Şenliği Raporu



Sevgili Pinuccia 11 Mayıs'a kadar demiş ama bir kaç kişi hazırlayınca ne durumdayım bakmak adına ben de hazırlıyorum bu ay okuduklarımın listesini. Aynı zamanda şenlik kısmında henüz sahip olmadığım için çekemediğim son kitap kulemi paylaşıyorum. Kitapların bazılarını kütüphaneden edindim. Buradan fantastik kitapları bile -kütüphanede az bulunurlar- rahatlıkla bulabildiğim için Antalya Doğan Hızlan Kütüphanesi'ne ayrıca teşekkürler. Mişima kitaplarını ve Yaşar Kemal'den okuduğum Nuhun Gemisi kitabını da oradan edinmiştim.

Listenin tamamına şuradan ulaşabilirsiniz. Herkese iyi okumalar. 

18 Nisan 2015 Cumartesi

Kaçak Atlar / Japonya'nın İsyan Tarihi

Bahar Karları'nın devamı olan Kaçak Atlar'ı okurken ikinci dünya savaşı beklemiştim ama daha çok onun öncesini anlatıyor. Kitaptan ve kitabın benim için ilgi çekici yönünden bahsetmeden önce Meiji Restorasyonu'nu anlatmalıyım. Aslında çok yabancı olduğumuz bir durum değil. Atatürk Devrimlerinin Japon versiyonu bir modernleşme hareketidir. İmparator Meiji Japonya'nın yeni dünyada ayakta kalabilmesi için onun sanayileşmesine ve sosyokültürel gelişimlerine uyum sağlaması gerektiğini düşünerek bir dizi devrim hareketi yapar. Çabaları sonucu Japonya'yı bugünkü haline dönüştürecek bir gelişme hareketi başlatır. Atatürk'ün şapka devrimini hatırlarsınız.orada fesi çıkarıp şapka takmak kafaların modernleşmesi ve eskinin atılmasının bir sembolü olarak düşünülmüştü. İmparator bu konuda daha ciddi bir hamle yapıyor. Samuray kılıcı olarak bilinen ve Japonya'da kutsal olan katanaların yasaklanması. Yasak önce sıradan insanlar için geliyor, sonra samuray ailelere kılıcı yanında sürekli taşımasının gerekmediği söyleniyor, nihayetinde orduda bulunan fabrika üretimi katanalar dışında kılıç taşınmaz oluyor. Japon halkı için inanılmaz büyük şok etkisi yaratacak bir hamle bu. Bizde bile şapka hareketine karşı giymek istemeyip isyan çıkaranlar olmuştu hatırlarsanız ki savundukları fesin dışarıdan gelmiş olması trajikomikti. Ama kılıç onlar için dinsel bir sembol. Kurtuluş ve yeniden doğuş umudu için günahlarının kefareti olarak kendilerini bu kılıçlarla öldürüyorlar en basiti ve kralın bu hamlesi halka dinlerine karşı büyük bir saygısızlık, kurtuluş umutlarının ellerinden alınması olarak geliyor. Haliyle isyan hareketleri başlıyor. Kitabın başında İsao, ona dostunun reenkarnesi olduğunu düşünerek yaklaşan Honda'ya verdiği kitapta bu isyan anlatılıyor. Meiji dönemi, samurayların yerine ronninlerin alması ve sonunda tamamen bırakılması, isyanlar, iç savaşlar, açlık ve kıtlıkla birleşince oldukça sıkıntılı bir dönem oluyor. Japonlar animelerinde yaptıkları yanlışları çok iyi bir şekilde anlatırlar ki bu hatalar tekrarlanmasın. Bu yüzden tarihi bir anime izliyorsanız -örneğin Runoini Kenshin- ve ikinci dünya savaşı sırasında geçmiyorsa yüksek olasılıkla Meiji öncesi ya da hemen sonrasını anlatılan kısımlarda geçer. Kanla Beslenen Topraklar: Bereketli Hilal yazımda bahsettiğim gibi ne tümüyle övülerek ne de o dönemi tamamen aşağılayarak sadece ve sadece gerçeği anlatarak şu an yaşanan ve geçmişte olmuş acı olayları dramatize etmeden sonraki nesillere aktarmak son derece önemlidir. Ancak tarih belli görüşten olanlarca kolaylıkla maniple edilebilir. Fikirler Ölümsüz Müdür? yazımda da bundan bahsetmiştim. Aslında bu yazı işlerin Japonya'da nasıl işlediği üzerine biraz. Hatta kitabın bir bölümünde bir fikri esnetmenin onu yok etmek olacağını söylediğinde karakterlerden biri istemsizce gülümsemiştim.

8 Nisan 2015 Çarşamba

Zaman Çarkı - Çanlar Kimin İçin Çalıyor - Bahar Karları / Aşk Üzerine...

Zaman Çarkı'nda büyü olayının açıklaması bana çok ilginç gelmişti. Oradaki büyücüler büyüyü Tek Güç denilen bir kaynaktan enerjiyi çekip dönüştürerek yapıyorlardı. Ancak kaynaktan enerji alınması erkek ve kadın için çok farklıydı. Erkek kaynaktan güç almak için onu kovalamalı sonunda tutup halat çeker gibi kendisine bağlanana kadar çekmeliydi. Kadında ise durum tam tersiydi. O eğer sabırsızca çekiştirir ya da güce karşı direnirse başaramıyordu. Onun yapması gereken teslim olmak ve kucaklamaktı. Güç ona geldiğinde tutuyor ve sonra dönüştürebiliyordu. Yani büyü gücü bir erkeğe kadın gibi, kadınaysa tamamen erkek gibi davranıyordu. Sadece tek bir yumurtası olması, ömrü boyunca acı döngüleri ile hazırlandığı doğum anı gibi sebeplerle bir kadın genellikle ilişkilerde daha seçicidir. Erkeğin onun ilgisini çekebilmek için daha çok çabalaması gerekir. Bu hayvanlarda bile öyledir. Bazıları dişisine karşı kendini rakipleriyle yaptığı dövüşlerle kanıtlar, bazısı danslarla hatta hayvanlarda çoğunlukla erkekler daha süslüdür kendi çaplarında. Ama her türlü bir kendine çekme çabası vardır. Kadın ise (ya da hayvanlar için düşünürsek dişi) doğru erkeği bulduğuna inandığında ona sahip olmak için önce teslim olur. Erkeği yaşamına sokar, ona kendini açar bu andan sonra erkek büyülendiğinde ise onu bağlar çeker ve dönüştürür. Son kısım her zaman tam olarak gerçekleşmese ve kadının becerisine kalsa da durum budur.