ideoloji etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ideoloji etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

1 Haziran 2015 Pazartesi

Eğitim Üzerine

Hırsız abimiz yemiş bir halt sonra kameralar ona çevrilince ekran karşısında suratına tükürmeye başlayacak amcalarımıza teyzelerimize bir şey demesi lazım ki bir dursunlar. Hemen bulmuş: Eğitim şart. Bu hemen her konuda artık ezbere olmuş bir şekilde ortaya atılan bir laf haline geldi. Eğitimin önemi reddedilemez elbette ancak daha önce yorum yapan arkadaşlardan birine de söylediğim gibi gerçekten de her şeyi düzeltecek olgunun eğitim olduğuna inanmıyorum. Beyin bedava diyen bir abimiz vardı ya çok haklı. Bu dünyada ne insanlar gördüm baksan okul okumamış ilkokul mezunu ama dünyayı o profesörlerden çok daha iyi anlıyor. Çünkü oturmuş sorgulamış bir şeyleri fikir üretmiş kendince bir anlam katmış her şeye. Demek ki eğer istenirse insanın bir şeyleri birinden duymaya ihtiyacı yok. Bir bebeğin konuşmayı yürümeyi öğrenmesi gibi etrafını izleyerek anlamlandırarak sorgulayarak bir çok şeyi öğrenebilir. Henüz dünyada okullar yokken filozoflar vardı. Tarihin karanlık devirlerinden çok tanrılı dönemlere kadar insanlar doğayı anlamak ve hakimiyet kurmak için düşündüler. Bugünün toplumsal değer, insan hakkı dediğimiz şeyler o gün düşünülerek bulundu. Sonra insanlar bilgilerini birbiriyle paylaşmaya başladılar. Bunların kimi deneme yanılmayla bulunan gündelik bilgi, kimisi icatlarla ilgili teknik bilgiydi. Kimi ise anlamlandırılamayan şeyler için uydurulmuş hikayelerdi. Safsatalar, batıl inançlar... En sonunda bilgi satan filozoflar olarak bilinen sofistler önce siyasetçilere halkı nasıl dolandıracaklarını, ah pardon, nasıl hitap edeceklerini veren okullar açmaya başladılar. Sonra bu yaygınlaştı ve bugünün temelini oluşturuldu. Ama düşünmeye hep bir elit anlam yüklendi. Yunanlarda okula yalnızca üst sınıftan insanlar kabul ediliyordu. Kimse alt sınıftan birinin fazla düşünmesini istemedi. Bunun için vakitlerini aldılar, kendi sözlerini onların anlamlandıramayacağı elit bir dile çevirdiler, sesleri çıkmaya kalktığında ya küçümseyip buldukları bir cahillikle alay ettiler ya da o sesten geriye geleceğe bir miras kalmasını engellediler. 

29 Mart 2015 Pazar

V for Vendetta - Hayvan Çiftliği / Fikirler Ölümsüz Müdür?

V for Vendetta yani şu artık gezi olayı ve öncesinde bir çok yerde siyasileşmiş bir anarşizm sembolü olarak kullanılan maskesiyle sözleriyle ünlü "Remember remember fifty November" şeklinde başlayan şiir tadında söyleviyle bilmeyen pek yoktur sanırım. Vendetta tarihi bir kişilikten esinlenilmiş bir karakterdir: Guy Fawkes. Kendisi Wastminister Sarayı’ndaki İngiliz Parlamento Binası'nı bol miktarda barut fıçısıyla patlatmaya çalışmış bir anarşisttir. Ne var ki bunu başaramaz ve vatan haini kabul edilerek idam edilir. Bir vatan haininden kurtulmak ve parlamentoyu korumuş olmak büyük bir demokratik zafer kabul edildiğinden de İngilizler her 5 Kasım'da eğlenceye dönüştürülmüş törenlerle kutlarlar. Özellikle sisteme karşı yeniden bir isyanın başladığı günümüz dünyasında bu olay Alan Moore tarafından yeniden yorumlanır. Daha sonra filmi de çekilmiş ve büyük yankı uyandırmıştır. Guy Fawkes maskesi takan V hem geçmişinin intikamını almaya hem de Fawkes'ın yıllar önce yarım bıraktığı şeyi tamamlayarak 5 Kasım'ı insanların zihinlerine kazımak ister. Sisteme onun silahlarıyla saldırır, Kara Murat'ı ya da Matrix'in Neo'sunu çok da aratmayan bir çok epik sahneyle kendini izleyiciye sevdirir ve hayran bıraktırır. Filmin en can alıcı yerlerinden birinde bir grup silahlı adam V'yi kıstırıp kurşuna dizerler. Ancak V ölmemiştir. Sonra da o epik laflarından birini söyler.

"Bu maskenin altında etten fazlası var. Bu maskenin altında fikir var ve fikirlere kurşun işlemez."