drizzt-cattiebrie etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
drizzt-cattiebrie etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

8 Mayıs 2015 Cuma

Madame Bovary - Cennetteki Adem -Drizzt Efsanesi / Aşk Üzerine

Aşk... Ademle Havva'dan beri süregelen masal. Ondan daha önce burada ve şurada bahsetmiştim diğer yazılarımda da ara ara girdim ama ne kadar anlatsam eksik kalıyor o yüzden yeni okuduklarımla tekrar dönme ihtiyacı duydum. Pek çok zamanda farklı anlamlar yüklenmiştir. Orta çağda özellikle divan edebiyatında kavuşamayış ve sancılarla geçen bir süreçtir. Ne kadar fazla acı varsa o kadar büyük kabul edilir. Bazen Shakespeare hikayelerinde de görüldüğü gibi bize lisede zorla okutturulan Taşşuk-u Talat ve Fitnat'daki gibi tüm karakterler ard arda ölümün kucağına bırakılıyor bazen kötü hastalıklardan araya girenlerin yaptıkları zulümlerden ölüyorlar. Tek gerçek kavuşma ve bir olma yeşilçam filmlerinin bazılarında gördüğümüz o çıkan iki ruhun birlikte el ele havaya yükselmesi oluyor. Bu kadar acı niye diyorsun kendine ve sonra diğer bir açıdan bakınca bizdeki aşkların iç dünyada bir yolculuğa dönüştüğünü görüyorsun. Ergenlik bana göre yaşla belirlenen bir dönem değildir. Ne zaman ki hayatla ve kendinle yüzleştin, sonunda bir şeyleri değiştirebildin o zaman aşabilirsin. Hamdım piştim yandım derler ya. İşte aşk bunu sağlayan ateş oluyor. Tüm o acılar ergen arzularla başlayan duyguları pişiriyor olgunlaştırıyor. En sonunda o ideal ve saf olana ulaşılıyor. Peki neden sonu ölüm oluyor? Belki de sürekli bozulmaya meyleden insanın başka şekilde o saflığı koruyamayacağı için. Ya da belki o saflığa ulaştıktan sonra insanın daha başka bir yaşam amacı kalmayacağı için. Ortaçağa hakim olan dini bakış burada da var. Kirlenen insanoğlu dünyaya temizlenmek için gönderilir. Tüm o savaşlar acılar nefret döngüsü içinde dönüşür ve evrilir. Bir üst yaşama geçerken amaç o saflığa ulaşmaktır. Hani büyük mahkeme diyorlar ya ölümden sonra beklenen işte o bu dünyayla ilgilidir. Bütün dinlerde vardır bu. Hristiyanlık doğuştan kirli kabul eder ve tüm hayatı temizlenme çabasıyla geçirmemizi isterken İslam temiz doğduğumuzu ama meselenin bunu öyle korumak olduğunu söyler. Uzakdoğu ve Hint coğrafyasının mistik dinleri ise bir üst aşamada yeniden doğmak için verilen bir mücadele olarak görür. Bir çok ortaçağ anlatısında aşk cinsel bir tutkudan öte yüce bir değer saflığı sağlayan güçtür.